09 Temmuz 2008 Çarşamba

Tolon, günlükleri doğruladı



Ergenekon tutuklusu emekli Org. Hurşit Tolon, “Darbe Günlükleri”ni neden yalanlamadığını anlattı: Benimle ilgili bölümlerde bir yanlışlık yoktu, kişilik haklarım da zedelenmemişti, bu yüzden tekzip etmedim. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek, “Darbe Günlükleri”ni neden sonra yine yalanladı ama dünkü Hürriyet’in Ergenekon soruşturmasıyla ilgili haberi de bu açıklamayı tekzip etti. Gazeteye göre, emekli Orgeneral Hurşit Tolon mahkeme sorgusunda “Darbe günlükleri diye bilinen günlükleri tekzip etmedim, çünkü benimle ilgili bölümde bir yanlışlık yoktu” dedi. Tolon,”Yanlışlık yoktu” dediği bölümlerde hükümetin ulusal onurla oynadığını, üniter yapıya zarar verdiğini, (yerel) seçimlerden önce ikaz edilmezse artık engellenemeyeceğini söylemiş.
Ergenekon operasyonu kapsamında “terör örgütü lideri olduğu” gerekçesiyle tutuklanan eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hurşit Tolon, “Darbe Günlükleri”nin kendisiyle ilgili olan kısımlarını doğruladı. Tolon çıkarıldığı mahkemede hakim Sedat Sami Haşıloğlu tarafından yöneltilen, günlükleri neden tekzip etmediği yönündeki soruya “Kamuoyunda darbe günlükleri olarak bilinen günlüklerde benimle ilgili kısımlarda herhangi bir yanlışlık görmediğim için bu konuda tekzip yapma ihtiyacı hissetmedim” şeklinde cevap verdi.
Ergenekon operasyonunu yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, mart ayında, Nokta dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş’ün bilgisine başvurmuş ve darbe günlüklerinin içinde bulunduğu CD’yi Görmüş’ten alarak gerekli incelemeleri yaptırmıştı. Görmüş, beraatle sonuçlanan son duruşmada CD’yle ilgili teknik raporun mahkeme tarafından emniyet ve savcılıktan istenmesini talep etmiş, ancak mahkeme bunun davayla ilgili olmadığına kanaat getirmiş ve Görmüş’ün beraatine karar vermişti.

Taraf, 9 Temmuz 2008

05 Haziran 2008 Perşembe

Nokta davasında çifte temyiz



Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş’ün Darbe Günlükleri nedeniyle yargılandığı davada beraati ardından davanın tarafları temyize gitme kararı aldı. Görmüş, darbe teşebbüsünün ispatına fırsat tanınması için temyize giderken, Örnek de şahsına yönelik hakaret ve iftiranın cezalandırılması talebiyle Yargıtay’a başvuruyor

Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş’ün darbe günlükleri nedeniyle yargılandığı davada beraat etmesi üzerine davanın tüm tarafları temyiz için Yargıtay’a gidiyor. Mahkeme Savcısı ve Görmüş darbeyi “İspat hakkı” isterken, Özden Örnek, Görmüş’ün cezalandırılmasını istiyor.

“YARGI BLOKE EDİLDİ”
Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama sonucunda Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş’e verilen beraat kararına, davanın bütün tarafları itiraz ediyor. Görmüş’ün avukatı Ümit Kardaş, karar elllerine geçtiği anda Yargıtay’a itiraz edeceklerini söyledi. Kardaş, itiraz dilekçelerinin hazır olduğunu ve sadece temel bir anayasal hak olan “İspat hakkı”nın kendilerine de kullandırılmasını istediklerini söyledi. Kardaş, tüm soruşturma evrakının Genelkurmay Başkanlığı’nda toplanmasının yargının bloke edilmesi anlamına geldiğini ve itiraz dilekçeklerinde bununla hukuka ve kanunlara aykırı olarak fiili bir durum yaratıldığına işaret ettiklerini söylüyor. Kardaş’a göre yargılama birliği ilkelerine aykırı olarak görev alanı geniş tutulan askeri yargının yarattığı çift başlılıktan yararlanılarak bazı yurttaşlara dokunulamıyor.

“DARBE VAR MI YOK MU?”
Ümit Kardaş’ın hazırladığı temyiz dilekçesinde Nokta’da yayınlanan günlükler üzerine Özden Örnek’in üç kuvvet komutanıyla birlikte darbe yapmaya teşebbüsle suçlanarak hakarete uğradığı gerekçesiyle mahkemeye gittiği hatırlatılıyor ve en azından hakaret ve iftirayı oluşturan darbe teşebbüsü iddiasının ispatına fırsat verilmesi gerektiğinin altı çiziliyor. Dilekçede şöyle deniyor: “İşte bu noktada savcılığın görüşünde belirttiği gibi Anayasanın 39. ve CMK’nın 127. maddeleri uyarınca şikayetçiye göreviyle ilgili isnat edilen fiilin doğru olup olmadığının belirlenmesinde kamu yararı bulunduğundan ispat hakkımızı kulllanmamız gerekmektedir. Nitekim savcılık günlüklerin ibrazından sonra tanıkların dinlenmesi hususunun değerlendirilmesini istemiştir. Ancak mahkeme ispat hakkımızı engelleyecek şekilde tanık dinletme talebimizi reddetmiştir. Oysa tanıklarımızdan özellikle eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün tanıklığı darbe teşebbüslerini önleyen kişi olarak çok önemlidir.


“İSPAT HAKKI TANINMALI”
Öte yandan Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi Savcısı Süleyman Aydın, günlüklerin gerçek olup olmadığının incelenmesini ve darbe girişimiyle ilgili tanıkların dinlenmesini istedi. Hakimin beraat kararı üzerine Yargıtay Ceza Dairesi Başkanlığı’na müracaat eden savcı, mahkemenin verdiği kararın yasalara aykırı olduğunu vurguladı. İtirazında Anayasa ve Türk Ceza Kanunu uyarınca Alper Görmüş’ün ispat hakkı bulunduğunun altını çizen savcı, bir adım ileri giderek günlüklerin gerçek sahibinin kim olduğu ve darbe teşebbüsünün aydınlığa kavuşturul-ması gerektiğini de itirazına ekledi.

ÖRNEK DE TEMYİZE
Bu arada Özden Örnek de mahkemenin beraat kararına itiraz ederek, Görmüş’ün cezalandırılmasını isteyecek. Örnek’in avukatı Dinçer Eskiyerli söz konusu hakaret ve iftira suçunun Alper Görmüş tarafından işlendiğini ve bu nedenle cezalandırılması gerektiğini belirtiyor ve gerekçeli karar kendilerine ulaştığı anda itiraz dilekçelerini Yargıtay’a göndereceklerini söylüyor.

(Taraf, 5 Haziran 2008)

12 Nisan 2008 Cumartesi

Alper Görmüş'e beraat, 'darbe kanıtı'na çöp sepeti



Kapanan Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Alper Görmüş, emekli Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen darbe günlükleri nedeniyle 'iftira ve hakaret' suçundan yargılandığı davada beraat etti.
Ancak "Bu davanın konusu darbe değil, iftira ve hakaret iddiası" diyen hâkim, Görmüş hakkında beraat kararı verirken, 'iftira ve hakaret' suçlamasına kaynaklık eden günlüklerin gerçekten Örnek'e ait olup olmadığı konusuna hiç girmedi. 'Günlük'lerde TSK'nın en üst kademesinde örgütlenen 'Sarıkız' ve 'Ayışığı' kod adlı darbe girişimleri çok ayrıntılı biçimde anlatılıyordu.
Emekli Oramiral Örnek, Nokta'da yayımlanan günlüğün kendisine ait olmadığını söyleyerek suç duyurusunda bulununca, Görmüş hakkında dava açılmıştı.


Rapor nerede?
Bu arada, Emniyet'teki kriminal incelemede 'günlük'lerin yazıldığı CD'nin 'Örnek'in bilgisayarında yazıldığına dair bir rapor hazırlandığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği' ortaya çıktı. Ancak Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki dünkü duruşmada, raporun Emniyet'ten istenmediği anlaşıldı.
Emekli Oraminal Örnek'in avukatı Dinçer Eskiyerli, mahkemede söz konusu CD'nin uydurulmuş, taklit edilmiş veya değiştirilerek sunulmuş olabileceğini, bu yüzden kesin delil olamayacağını savundu.
Görmüş'ün avukatlarıysa müvekkillerine ispat hakkı tanınımasını ve Emniyet raporunun İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan istenmesini talep etti. Savcı Süleyman Aydın da CD'nin önemli delil olduğunu belirtip talebi onayladı. Savcı düşünce özgürlüğüyle haber kaynağını açıklamamayı içeren yasalara dayanarak da Görmüş'ün beraatini istedi.

Ve karar...
Hâkim Rüveyda Kaner ise bu talepleri reddedip kararı açıkladı. Savcıdan farklı gerekçeyle 'beraat' verdiğini belirten Kaner, "Bu davanın konusu darbe gibi spekülatif konular değil, iftira ve hakaret olup olmadığıdır. CD'nin delil olamayacağını ben de biliyorum. Günlükleri el yazısı sanıp istemiştim. Suç unsuru oluşmadığından beraate karar verdim" dedi.
Bir süre önce Ergenekon soruşturması kapsamında savcı Zekeriya Öz'ün tanık olarak dinlediği Alper Görmüş, "Ben savcı Öz'ün isteği üzerine orijinal DVD'yi kendisine götürdüm. Haberimiz doğrudur, bunu ömrümün sonuna kadar savunacağım. Darbe iddiamla ilgili mahkeme ispat hakkı vermedi. Yapabileceğimiz bir şey kalmadı, meğer ki başka savcılar çıksın, gerekli işlemleri yapsın" diye konuştu.
Duruşmayı Alper Görmüş'e destek olmak için Genç Siviller grubu, Lale Mansur, Leyla İpekçi, Şanar Yurdatapan ve Yıldırım Türker de izledi.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=252776

01 Mart 2008 Cumartesi

Üç çanta dolusu darbe günlüğü


Alper Görmüş'ün önündeki çantaların içinde günlükler vardı. Görmüş'e destek için eski Nokta çalışanları, milletvekili Ufuk Uras ve 'Genç Siviller', Bakırköy Adliyesi'ne geldi. FOTOĞRAF: YONCA CİNGÖZ
Emekli Oramiral Özden'in olduğu öne sürülen 'darbe günlükleri'ni yayımlayan Nokta'nın Yayın Yönetmeni Görmüş, üç çanta dolusu günlüğü mahkemeye sundu. Hâkim çantaları kabul etmeyip günlüğü diskette istedi

YONCA CİNGÖZ
İSTANBUL - Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu öne sürülen 'darbe günlüklerini' yayımlayan Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş, yaklaşık 2 bin sayfalık günlüğün bilgisayar çıktısını üç çanta içinde mahkemeye sundu. Mahkemeyse bunu kabul etmeyerek, günlüğü CD olarak istedi. Bu arada mahkemenin günlüklerle ilgili bilgi istediği Genelkurmay Başkanlığı da Başbakanlık da 'günlük bizde yok' yanıtı gönderdi.
Örnek'e ait olduğu öne sürülen ve Türkiye'de 2004 yılında 'Sarıkız' ve 'Ayışığı' adı verilen iki darbe hazırlandığına ilişkin bilgilerin bulunduğu 'Darbe Günlükleri' haberini yayımlayan Nokta Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş'ün Örnek'e 'hakaret' ve 'iftira' suçlamasıyla yargılanmasına Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde devam edildi.
Duruşmada, Görmüş'ün avukatlarının talebi üzerine mahkemenin Genelkurmay ve Başbakanlığın günlüklerle ilgili istediği bilgilerin yanıtı okundu. Genelkurmay Başkanlığı 'somut ve tutarlı bir belge bulunmadığından' bir soruşturma açılmadığını bildirirken, Başbakanlık'tan 'günlüğün bulunmadığı' cevabı geldi.
Görmüş'ün avukatları üç spor çanta içinde bulunan günlükleri delil olarak mahkemeye sunmak istedi. Avukatlar, 2 bin sayfalık günlüklüğün el yazısı olmadığını, kendilerine disketle geldiğini söyledi.

Mahkeme diskette istedi
Mahkeme, bilgisayar çıktısı günlükleri kabul etmedi, günlüğün bilgisayar ortamındaki halinin disket olarak sunulmasını istedi. Duruşma 11 Nisan'a ertelendi. Hâkim, Görmüş'ün avukatlarının tanık olarak gösterdiği Cumhurbaşkanı Gül, eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile bazı gazetecilerin dinlenmesine gerek olmadığına karar verdi.
Duruşma sonrası Görmüş şu açıklamayı yaptı: "Biz bu darbe girişimlerinin gerçek olduğunu kanıtlamak üzere bir dizi tanıklık sunmuştuk. Siyasetçilere soruyorlar ve onlar da 'Biz yayımlanmadan önce biliyorduk' diyorlar. Daha sonra ortaya çıkan Ergenekon bağlantıları da bizim haberlerimizi, bir kez daha teyit etti. Ama mahkeme basitçe bu belgelerin Özden Örnek'e ait olup olmadığı meselesi üzerinde duruyor ve ötesine geçmiyor."

(Radikal, 1 Mart 2008)

29 Ekim 2004 Cuma

Modası geçmiş kutlamalar


Bugünkü törenleri, şöyle sabahtan akşama kadar yaşadım. Hepsi onuncu yıl için planlanandan farklı değildi. O zaman devletin gücünün mesajını her köşeye dağıtmak ve birlik beraberlik gösterisi yapmak birinci amaçtı. Aradan seneler geçti. Amaç belki aynı ama yapılış şeklinin çok farklı olması gerekir, diye düşündüm. Bir tribünde saatlerce oturarak geçenleri seyretmek pek bir fikir vermiyor. Üstelik de bir başıbozukluğa şahit oluyorsunuz. Bir sürü şımarık ve umursamaz genç önümüzden geçiyor. Ne kadar ve nasıl bir mesaj verildiği şüpheli. Bu konuda biraz çalışmamız gerekli. Saatlerce konuşmalar, koca koca adamların sıraya girip el sıkmaları, artık modası geçmiş kutlamalar.
Devletin karar süreci uzun süre Genelkurmay Başkanlığı'ndan etkilendi. İç ve dış olaylara ait kararlar alınmadan önce Genelkurmay'a sormak adet halini almıştı. Hükümette olanlar özgür olarak karar veremiyorlardı. Bu nedenle de verilen bir karar halk arasında beğenilmezse cevap kolaydı: "Asker öyle istedi". Bu alışkanlık ihtilallerin bir sonucuydu. Askerin karışması, fikir beyan etmesi gereken olaylar elbette vardı ama bu karışma bir çeşit yönetmeye dönüşmüştü. Bunun için de özellikle dış politikada cesur adımlar atılamıyordu.

30 Ağustos 2004 Pazartesi

Her yerde Atatürk'ün heykelleri. Bu böyle gidemez

Meslek hayatımda son kez üniforma ile katılacağım 30 Ağustos törenlerine iştirak ettim. Sabah 08:00'den gece yarısına kadar dur dinlenmesi olmayan bir tören zinciri. Yapımızda ve anlayışımızda düzeltmemiz gereken çok konu var. En başta Atatürk'ü bir idol haline getirmişiz. Kendisi bile "beni görmek önemli değil benim fikirlerimi anlamak önemlidir" demişken, biz her yerde Atatürk'ü heykel, resim, poster olarak anmayı sanki onu anlamak ile eş tutuyoruz. Bu böyle devam edemez. Bir taraftan İslamiyet'in günün şartlarını karşılamadığını ve reform geçirmesi gerektiğinden bahsederken, sanki Atatürkçülük ilelebet yaşayacakmış gibi davranıp ilkelerini tartışmaya dahi açmıyoruz. Tabi o zaman bu ilkeler bir yol gösterici olmaktan öteye, dogma haline geliyor. Sağ olsaydı herhalde en fazla kendisi bu durumu tenkit ederdi. İkinci bir konu da bu toplumu Kara Kuvvetlerinin etkisinden kurtarmak lazım. Devletin her kesiminde kendi düşünceleri hakim olsun, herkes kendileri gibi düşünüp kendileri gibi hareket etsin istiyorlar. Harbiye Marşı ile yatıp Harbiye Marşı ile kalkıyorlar.

21 Temmuz 2004 Çarşamba

Hükümet Uzanların çanına ot tıkadı

Can Ataklı geldi. Gelmeden önce ne isteyebileceğini düşündüm. Bir çok konu arasında patronun askerlik konusu olabileceği aklıma geldi. Kendisi ile daha önce hiç karşılaşmadım ama STAR televizyonunda, bilhassa televizyon kanalına el konuncaya kadar, cesaretli çıkışları ile tanıyordum. Ama ben bu çıkışları daha ziyade patronu Uzan'lar ile ilgili olarak değerlendiriyordum. Bu hükümet Uzan ailesinin çanına ot tıkadı ve onların haysiyetlerini beş paralık etti. Daha da üstüne gidiyorlar. Son olarak da Aydın Doğan grubunun ortaya çıkardığı askerlik meselesi var.

Cem Uzan daha önce bütün Kuvvet komutanlarından randevu istemişti ama hiçbirimiz kabul etmemiştik. Ataklı'nın niye geldiğini bilmemekle beraber, askerlikle ilgili olarak geldiğini tahmin ediyordum. Nitekim bana kendi durumunu uzun uzun anlattıktan sonra sadede gelerek askerlik sorununu açtı. Kendilerinin haklı olduklarını ama yargının korku ile bir karar veremediğini ve Aralık ayında Uzan'ın askere alınacağını söyledi. Ayrıca mahkeme başlasa ellerinde kendilerini temize çıkaracak belgeler olduğunu ilave etti. Kendisine "Bu davaların kuvvet komutanlıkları ile ilgisi yoktur. Muhatap MSB'dır. Konuyu bize sormazlar bile" dedim. Ben sadece sizin bilmeniz için anlatıyorum, dedi. Haklı olduğu yerler var. Adamların mallarına el konma şekli tam bir zorbalık.